Posti, bir şeyleri hızlıca bitirmek için kurulmadı, ilk günden beri acelemiz yok. Bir parça deriyi elimize aldığımızda, onun ne olacağını hemen bilmiyoruz, sadece nasıl davranılması gerektiğini biliyoruz. Sert mi, yumuşak mı, zamanla nereden kırılacak… Bunlar kesmeden önce hissediliyor.

Masada duran her defter kılıfı, tek bir anın ürünü değil. Ölçülüyor, yeniden bakılıyor, bazen sökülüp tekrar dikiliyor. Aynı modelden iki tane çıksa bile aynı durmuyorlar, çünkü el aynı eli taklit edemiyor. Biz bunu düzeltmeye çalışmıyoruz. Aksine, tam da bu yüzden yapmaya devam ediyoruz.

Posti ürünleri yeni kalmak için tasarlanmıyor. Kullanıldıkça değişmesi, koyulaşması, iz alması doğal kabul ediliyor. Bir süre sonra kılıf, defterden çok sahibine ait olmaya başlıyor. Masaya bırakılışından, çantadan çıkarılışından kimin kullandığı anlaşılıyor.

Belki de Posti’nin meselesi budur: bir nesneyi tamamlanmış halde sunmak değil, tamamlanmasına izin vermek.


Posti Atölye